Vücuttaki Yağ Nedir?

Yağ dokusu veya adipoz doku, vücudun bağ dokusu olarak adlandırılan doku sınıfındandır. Yağ dokusu yağ hücrelerinden oluşur ve bu hücreler içinda yağ depolayarak veya depolanan yağı geri bırakarak işlev görürler. Büyük yağ depoları sentezlemek veya boşaltmak için uzmanlaşmış, çoğunlukla yağ hücrelerinden (adipoz hücreler veya adipositler) oluşan bağ dokusudur.

Esas olarak cildin altında, bütün vücudu dolaşan bir tabaka olarak bulunur, ancak vücudun bazı bölgelerinde kalınlaşarak geniş depo ve yastıklar oluşturur. Özellikle yukardan aşağı ense kısmında, gıdıklarda, göğüs ön kafesinde, sırtta hörgüç şeklinde, bel bölgesinde ve yanlarında, karın ön ve yan duvarlarında, kalçalarda, basen ve baldırlarda depo ve yastık doku oluşturma eğilimi fazladır.

Aynı zamanda kaslar arasındaki, karın içinde bağırsaklar arasında ve barsak duvarlarında, kalbin etrafında, organların etrafında ve başka yerlerdeki birikintilerde bulunur. Ayrıca, sarı kemik iliği olarak erişkinlerde kemik iliğinde bolca yer alır.

Yağ dokusunda depolanan yağ, diyet yağlarından gelir veya vücutta üretilir.

Memelilerde iki farklı tür yağ bulunur: Beyaz yağ dokusu ve kahverengi yağ dokusu.

Beyaz yağ dokusu

En yaygın tip olan beyaz yağ, açlık veya büyük çabalar için enerji deposu görevi görür ve organlar arasında yastıksı dokular oluşturur. Kaslar ve diğer dokular enerjiye ihtiyaç duyduklarında, bazı hormonlar yağ hücrelerine bağlanır ve yağ hdepolarının (triasilgliserolün) çözünmesini (hidrolizini) tetikler, bu da yağ erimesi (lipoliz) ile enerji açısından zengin yağ asitlerinin (gliserolün) salınmasına neden olur . Hidrolizden sorumlu enzim, kanda, bazı gastrointestinal sıvılarda ve yağ dokusunda oluşan lipazdır. Lipaz, epinefrin , norepinefrin, adipositlere bağlanan glukagon ve adrenokortikropropin hormonları tarafından aktive edilir.

Beyaz yağ dokusu ayrıca metabolizma ve endokrin fonksiyonlarda çeşitli rollere hizmet eden bir dizi farklı hormon kaynağıdır. Yağ dokusunda üretilen hormonlardan örneğin, adiponektin, leptin ve resistin enerji metabolizmasında rol alırken, plazminojen aktivatör inhibitörü-1 kan pıhtılarının çözünmesini önler.

Kahverengi yağ dokusu

Genel olarak yenidoğan hayvanlarda bulunan kahverengi yağ, ısı üretir ve aslında enerji tüketir. İnsanlarda, vücutta bulunan kahverengi yağ dokusu yüzdesi yaşla birlikte azalır. Bununla birlikte, diğer hayvanlarda, özellikle kış uykusuna yatkın olanlarda (örneğin, boz ayılar ve kara ayılar), yetişkinlerde bulunur ve hayatta kalma sürecinde önemli bir rol oynar. Kış uykusuna yatkın olan türlerin vücut ısısında bir düşüş ve kış uykusu sırasında metabolizmanın yavaşlamasıyla enerji tasarrufu yapmalarını sağlar. Kahverengi yağ dokusu, uykuda ortaya çıkması için hayati olan ısıyı enerji tüketerek üretir. Kahverengi yağ dokusu, tipik olarak ten renginde ve daha koyudur. Rengi ve ısı üreten özellikleri mitokondri (hücrelerin enerji üreten bileşenleridir) olarak bilinen organellerin bolluğu ile elde edilir.

İnsanlarda, yağ dokusunun vücuttaki dağılımı cinsiyete bağlı olarak değişebilir. Genel olarak, erkekler bel çevresinde yağ biriktirir ve kadınlar kalçalarda belden daha fazla yağ biriktirme eğilimindedir. Genetikçiler, insan genomunda yağ dağılımı ile ilişkili farklı bölgeler tespit etmişlerdir ve özellikle bazı genlerin, kadınlarda bel-kalça oranı üzerinde erkeklerden daha büyük bir etkisi olduğunu göstermişlerdir. Bu genler, yağ hücrelerinin aktivitelerini düzenlemeye dahil oldukları için, kesin fonksiyonlarının bilgisi obezite , diabetes mellitus ve kardiyovasküler hastalığın altında yatan biyolojik mekanizmalar hakkında fikir verebilir.

Yağın vücudumuzda olması ve depolanabilmesi yaşamın devamlılığı için çok büyük bir öneme sahiptir. Çünkü yağ vücudumuzdaki en büyük “enerji deposudur”. Ancak bu depo sert ve sıkı bir depo değil hafif ve yumuşak bir depodur ve resimde görüldüğü gibi aynı ağırlıktaki kas dokusundan daha fazla yer tutar.

Yediğimiz yemeklerden aldığımız enerjiyi yakıt olarak düşünürsek, bu yakıt kanımızla yakılacağı noktalara taşınıp birçok yaşamsal faaliyet için tüketilmektedir. Kalori yakımı denildiğinde akla gelen ilk örnek kasların enerji tüketimi olsa da vücutta yürütülen bir çok kimyasal işlemler, hücre onarımı, büyüme ve gelişim, savunma mekanizmaları, kalp atışı, hareket, sindirim, nefes almak, beyin aktiviteleri gibi hayatta kalmaya dair her türlü işlem “yakıt”, yani enerji tüketmektedir. Bazen harcadığımızdan fazla enerji alırız ve bu durumda vücut bu enerjiyi daha sonra harcamak adına saklamak ister.
Vücut bunu yapmak adına enerjiyi birçok işlemden geçirir. Bahar temizliğinde evinizdeki pofuduk yorganlara ne yaptığınızı hatırlayın. İlk işiniz onları vakumlu torbalara koyup daha az yer kaplamalarını sağlamak olacaktır. Yada üretilen elektirk fazlasını veya daha sonra kullanılacak elektriği akülere veya pillere sıkıştırıp depolarız. Vücudun enerjiye yaptığı şey ise tam olarak budur.
Sizin vakumla yaptığınız işlemi yada elektriğin akülere sıkıştırılıp depolanmasını vücudumuz alınana enerjiyi birçok kimyasal işlemden geçirip yağ hücrelerinde saklayarak yapar. Bir yağ hücresine ne kadar çok enerji depolarsa hücre o kadar şişip genişler. Fakat anımsarsınız ki eğer ki bir yaz gecesi üşürseniz yatağınızdan kalkıp vakumlu poşeti açıp yorganı çıkartmak o kadar da kolay olmayacaktır. Vücut için de yağ hücrelerinde sakladığı enerjiye ulaşmak aynı şekilde uğraştırıcıdır. Yani yağların içindeki enerji kana karışmaya hazır olan enerji değildir, kana karışmadan önce birçok kimyasal işlemden tekrar geçirilmesi gerekmektedir.

Vücut Yağ Oranı

Yağlar enerjinin en önemli deposu ve kaynağıdır. Sağlıklı ve profesyonel spor yapmayan normal bir insanda olması gereken vücut yağ oranları tabloda verilmiştir. Bayanlarda ortalama % 27, erkeklerde ise % 20 değerleri normal sınırlar olarak kabul edilmektedir. Vücut yağ oranı yaş artışına ve aktivite azalmasına bağlı olarak ileri yaşlarda artma göstermektedir. 

Vücudumuzun normal bir üyesi ve insan fizyolojisi açısından vazgeçilmezi olan yağ dokusunun normalden fazla olması, bir hastalık halinin varlığını belirleyecektir. Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi fazla kilo alan ve obeziteye kayan bir kişi “lıp lıp et” yapmayıp, sarı, yapışkan ve bılık bir şekilde deri altında ve iç organlarda yağ biriktirmektedir. Unutulmamalıdır ki; yenilen herhangi bir besinin toplam enerji değeri harcanan enerjiden daha fazla ise şişmanlık oluşur.

 

Vücut Yağ Oranı Resmi. Kaynak: https://billson.blogspot.com/2016/04/fwd-visceral-fat-vfat.html?m=1

Aktif ve sağlıklı kalabilmemiz için vücudumuzun belli oranda yağa ihtiyacı vardır. Yağlar; eklemlerimizin desteklenmesi, organlarımızın korunması, vitamin teminimiz, vücut ısımızın kontrolü, enerji rezervlenmesi (aç kalma halinde) gibi görevler üstlenmektedir. Bunun için, vücudumuza gerekli olan yağ miktarına bilinçli olarak karar verilmelidir. Yani vücudumuzdaki bu oran ne az ne de çok olmalıdır. İdeal ölçülerde ve gerektiğince olmalıdır. Ortalama yağ alımı birçok endüstrileşmiş ülkelerde % 35 – % 40 arasındadır. Optimal sağlığın kazanılması için bu oranın % 30 – % 35 e düşürülmesi ve bu oran içinde doymuş yağların üçte birden fazla olmaması önerilmektedir.
Sadece ağırlığı bilmek ve boy ile orantı kurmak şişmanlık (vücut yağı) ve sağlığımız hakkında yeterli bilgi veremez, önemli olan yağ-kas dağılımıdır.

OBEZİT Sistemi için uluslararası tüm literatür ve deneyimlerle, ulusal bir çok çalışma ve kaynak yıllarca takip edilip uygulandı ve karma bir program hazırlandı. Hiç kimse tek başına zayıflayıp kilosunu koruyamaz. Bilinç, bilinçaltı, davranış, çevre ve sosyal değişimler şarttır. Bu sebeple programda kendine özgü yapılandırılmış bir sistem mimarisi kullanılmaktadır.