Beslenmemizi Düzenlemek

Beslenme canlılar için olmaz ise olmaz bir zorunluluktur. Beslenme olmaz ise canlılık olmaz. Yaşamsal fonksiyonlar için gerekli ENERJİ ve bazı temel KAYNAKLARIN karşılanması zorunludur.

Karbon bileşenleri, su, oksijen ve bir takım elementler olmadan enerji var olsa da yaşayamayız. Yada tam tersine enerji tam ancak gerekli temel elementler, su ve oksijen olmaz ise yine yaşayamayız.

Tüm bu sebeplerden dolayı, nefes alarak Oksijeni sağlamak, su alarak sıvı gerektiren kimyasal olaylara ortam sağlamak, karbon, sodyum, potasyum, demir gibi bir çok element, vitamin ve mineraller alarak bu biyokimyasal olayların kaynaklarını sağlamak zorundayız.

Tüm bunların beraberinde enerji sağlayarak ta bu kaynakların etkileşim ve hareketliliğini desteklemek ve yaşamı sürdürmek zorundayız. Çünkü bu yaşamı sürdürme iç güdüsü ve beslenme isteği doğuştan itibaren tüm canlılarda olan bir dürtüdür. İnsanda fıtrat, yaradılış teorisi, benlik, yaşamı sürdürme refleksi gibi her nasıl adlandırırsak adlandıralım en temel ihtiyaçtır.

İnsan olmanın hayvandan farkı sadece iç güdüleri ile hareket etmemesidir. Bilişsel yetenek olarak iyi-kötü, güzel-çirkin ve doğru-yanlış terazisinde beslenme konusu, içerikleri ve eylemlerini tartarak daha olumlu, faydalı ve doğru şekilde yapma şansı vardır. Bu şansı insan kullanmak için bir çok bilgi ve etkileşime sahiptir.

Alınan bilgiler, aile alışkanlık ve gelenekleri, dini inançlar ve uygulamaları, mevsimsel ve coğrafi koşullar, ekonomik durum ve besine ulaşabilirlik, çevre baskısı veya etkisi, arkadaş ilişkileri ve yaşam tarzları, teknoloji etkileşimi ve gıda sektörü, sosyal medya, basın, görsel medya ve toplumların kültürel özellikleri bu beslenme tercihleri konusunda insanı yoğun etki altına almaktadır.

Bilinçli ve sosyal bir varlık olan insan bu kadar etkileşim altında iyi-kötü, güzel-çirkin ve doğru-yanlış terazisinde beslenme konusunu iyi tartamamaya başlamaktadır.

Beslenmenin ihtiyaç yönü, sosyal yönü çok güçlü bir yaşamsal yaptırım ve motivasyon aracı iken bir de tat ve tatmin yönü vardır ki bazen hepsinden önemli noktaya gelmektedir. İnsan neslinde ağız tadı denen yetenek ve özellik çok özel bir durumdur. İnsanı yaşamın sürdürülmesinde temel gereksinim olan beslenme konusunda tat ve tatmin duygusu ile desteklemektedir. Açlık dürtüsü beslenme için temel içgüdü yaratan bir özellik iken tat ve tatmin eksikliği veya ihtiyacı da beslenmeyi bir kat daha önemli bir ihtiyaç haline getirmektedir.

OBEZİT Sistemi için uluslararası tüm literatür ve deneyimlerle, ulusal bir çok çalışma ve kaynak yıllarca takip edilip uygulandı ve karma bir program hazırlandı. Hiç kimse tek başına zayıflayıp kilosunu koruyamaz. Bilinç, bilinçaltı, davranış, çevre ve sosyal değişimler şarttır. Bu sebeple programda kendine özgü yapılandırılmış bir sistem mimarisi kullanılmaktadır.