Vücut Neden Yağı Biriktiriyor?

Vücut normalde neden yağ depolar?

Vücudunuz gerçekten neden yağ tutuyor? Vücudumuzun yağ tutma özelliği, insanın hayatta kalmak için çok gerekli olan bir özelliğidir. Vücudun beslenmeden uzun bir süre boyunca hayatta kalabilmesi ve bu açlık sırasında dengeli bir metabolizma sürdürmesinde bu depolama ve geri bırakma mekanizmaları rol oynamaktadır. Ayrıca istemli olmayan açlık, kıtlık, hastalıklar gibi vücudun sürekli besin alamadığı durumlarda metabolik faaliyetleri ve dolayısı ile yaşamı sürdürmeyi sağlamaktadır. Aksi halde şarjı bitmiş cep telefonu gibi sistem kapanabilirdi. Yağ hücrelerinin en büyük faydası uzun süreli ve dayanıklı şarj makinası gibi görev görmesindendir. Vücudumuz, daha düşük beslenme erişilebilirliği zamanlarında hayatta kalmak için çok geçmeden kullanmak için önerilen nedenlerden ötürü yağı depolayabilir ve saklayacaktır. 

Depolanmış yağ, bir yaradılış harikasıdır ve vücudumuz onu korumak için savaşacaktır

Obeziteden dolayı çokça eleştirilmesine rağmen, depolanan yağ aslında harika bir yaradılış teknolojisidir. Enerjiyi yağ biçiminde saklama kapasitesi olmasaydı, milyonlarca yıllık insan serüveni boyunca hayatta kalma ihtimalimiz olmazdı. Kıtlık döneminden kurtulmak için enerjiyi saklama kapasitesine ihtiyacımız vardı ve yağ bunu yapmanın çok mantıklı bir yoludur.

Nispeten yalın bir 75 kg’lık bir insan bile, tipik haliyle, yağ formunda depolanmış 100.000 kcal’ın üzerinde bir depoya sahiptir. Bu enerjiyi başka şekillerde, örneğin glikojen (karbonhidratın, şekerlerin depolama formu) şeklinde depolamak zorunda kalsaydık, ağırlığımız 40-60 kg artacaktı. Çünkü glikojen daha az enerji yoğundur ve suyla birlikte depolanır. 1 gr glikojen 4 birim enerji verirken 1 gr yağ 9 birim enerji vermektedir, yani aynı hacimde 2 kattan fazla enerji depolayabilmektedir.

Avlanırken ya da toplanırken iki büyük enerji deposunun etrafımızdan sürüklendiğini hayal edin ve depolanan enerjiyi yağ şeklinde paketlemenin neden bu kadar kullanışlı olduğu fikrini bir düşünelim.

Bu yüzden, yağ sıklıkla şeytanlaştırılırken, milyonlarca yıllık nesil boyunca dostumuz olmuştur. Vücudumuzun bu şekilde enerji depolaması ve köşede bir kıtlık olması durumunda ona tutunacak sistemler geliştirmesi anlamlıdır.

Fakat yağla olan ilişkimiz tarih boyunca ve toplumların yaşam şekli ve alışkanlıklarının değişmesi ile değişmiştir. Teknoloji ile tembelleşen insanlık, dürtüselliğin ve tüketimin ön plana geçtiği haz toplumu, yüksek kalorili ve paketlenmiş ucuz gıdalara olan fazla yatırım ve gelir döngüsü, dijitalleşme ile kolaylaştırılmış yaşamsal aktiviteler hazır gıdalara kolay ulaşım ile metabolizma faaliyetlerinin yavaşlaması, yaşamsal hormonal mekanizmaların değişmesi ve dirençler gelişmesi ile sonuçlanmaktadır. Bunlarda vücuda alınan gıdaların fazla gelmesine ama insanın yine de tatminsizlik çekmesi ile daha da artırmasına ve sonuçta da kısır döngüye girerek aşırı yağ biriktirmesine neden olmaktadır.

Bazı yağlar gerekli ve sağlıklı olsa da, çok fazla vücut yağı biriktirmek, kronik hastalık riskini artırarak sağlığımız üzerinde zararlı bir etkiye yol açmaktadır. Bu nedenle, yağ şeklinde çok fazla enerji depolamak kesinlikle iyi bir şey değildir. Ne yazık ki, çoğu insan şu anda çok fazla enerji depolamakta ve gelişmiş ve gelişmekte olan dünyadaki birçok insan aşırı kilolu veya obez olarak sorun yaşamaktadır.

Aşırı depolanmış yağ fazlasıyla kısmen çözülmesi zor bir problemdir, çünkü yağ depolarını bir kez koruduktan sonra korumak için böylesine karmaşık süreçler geliştirdik.

En iyi karakterize edilmiş fizyolojik sistemlerden biri, yağ depolarımız tarafından salgılanan bir protein olan leptindir. Beyine yağ şeklinde depolanan bol miktarda enerji bulunduğunu söyler. Keşfedildiğinde leptinin obezite için bir tedavi olarak uygulanıp uygulanamayacağına dair büyük bir heyecan vardı ancak leptin eksikliği gibi fazla veya düzensiz olduğu durumlarda kolayca direnç gelişmesi kullanılabilirliğine engel olmuştur.

Gittikçe daha fazla yağ depoladıkça kanımızdaki leptin seviyesi depolanan yağdaki artışla orantılı olarak artacaktır. Beyinlerimiz bu yüksek leptin seviyesine alıştığından, bu yüksek leptin seviyesinin üstünde ve üstünde daha fazla leptin uygulamasının işe yaramadığı anlaşılmıştır. Bunun yerine, leptin seviyeleri düştüğü zaman leptin çok önemli bir sinyal haline gelmekte ve daha da iştah açılarak yeme dürtüsü uyarılmaktadır. Kilo vermeye çalıştığımızda, dolaşımdaki leptinde sadece mütevazı yağ kaybına rağmen orantısız derecede büyük bir düşüş olmakta ve tersine kilo alma sonuçlarına sıkça rastlanmaktadır.

Vücut normal dışı neden yağ depolar

Yukarıda saydıklarımız normal yaşam döngüsünde ve onun normal bozukluk veya kötüye kullanımında olan depolamaları kastetmektedir.

Normal dışı sebepler olarak sosyal sebepler ve tıbbi sebepler olarak ikiye ayrılmaktadır. 

Fazla yağ depolamanın gizli nedenleri

Kilo alımı, normal bedensel fonksiyonlar ve fiziksel aktivite ile düzenli olarak kullandığınızdan daha fazla kalori aldığınızda meydana gelir. Ancak kilo almanıza neden olan yaşam tarzı alışkanlıkları her zaman açık değildir.
Az yağlı ve paketlenmiş yüksek kalorili yiyecekler, stres, televizyon, bilgisayar, ecza dolabımızda bazı ilaçlar, uzun ve geç yatılan geceler, uykusuzluk, çevresel sistem, damak tadı, tatmin ve haz eksikliği, porsiyon boyutları, yemek çeşidi ve sayısı, lokma sıklığı, lokma ağırlığı, çiğneme süresi gibi bir çok değişken fazla beslenme, yanlış beslenme, ihtiyaçtan fazla alım veya ihtiyaç ve metabolizma azalması ile fazla yağ depolama ile sonuçlanır.

Fazla yağ depolamada tıbbi nedenleri

Çoğu insan kilo alır çünkü günlük hareketlerde ve vücut fonksiyonlarında yaktıklarından daha fazla kalori alır ve içer. Ancak bazı durumlarda kilo almanız, altta yatan bir sağlık durumundan kaynaklanıyor olabilir. İşte kilo alımına neden olabilecek dokuz tıbbi sorun var.
Etkin olmayan tiroid bezi ve düşük tiroid hormon seviyesi, böbrek üstü bezi yavaşlığı, siyabet tedavisi, psikolojik tedaviler, yaşlanma, steroid tedavisi, Cushing sendromu, stres ve düşük ruh hali, yorgunluk, sıvı tutma (ödem), polikistik over sendromu (PKOS) ve bir çok hastalığın da yan etkisi olarak aşırı yağ depolama hastalıkları görülebilmektedir.